Haberler

Bu oyuna ortak olmayalim !

Bu oyuna ortak olmayalım ! 
Medya Tekellerinin elindeki güç, Silah tekellerinin piyasadaki Silahları kadar tehlikeli olabiliyor.
Medyanın Pompaladığı milliyetçilik, yüz binlerce insanin kin ve nefretini ne kadar arttırdığını geçtiğimiz haftalarda gördük hepimiz.
Türkiyede ve Avrupanın bir çok şehrinde düzenlenen yürüyüşler Barışa , Kardeşliğe değil Düşmanlığa ve Savaşa davetiye çıkartır durumda.
Yürüyüş yapmak her insanın demokratik hakkıdır tabi. Bizim itirazımız yürüyüşlerin yapılmasına degil, itirazımız, bu yürüyüşlerin içeriğinedir.Ve  Türk medyasının yaptığı yayın politikasına.
Öyle bir hava yaratıldıki, Avrupa’da yaşayan  Kürt komşun tedirgin. Türk gençleri burada doğup büyümelerine rağmen, Türkiye’deki miliyetçiden daha miliyetçi. Sokakta geçerken “bak buda Kürt” deyişlerini duyar gibiyim.
Yürüyüşlerde taşınan pankartların üzerinde yazılan türkçe sloganlar,  Miliyetçi/Irkçı ve savaş çığırtkanlıkları yapan sloganlar. Almanca yazılan pankartlar daha bir ılımlı.
Geçtiğimiz cumartesi (03 Kasım 07)yani dün de Nürnberg’de, Polisin verdiği rakamlara göre 7 bin kişi , yürüyüşçülerin verdiği bilgiye görede  10 bin kişi yürüdü.
Konu Milliyetçilik ve Vatan olunca Seferberlik ilan edilmiş gibi akın akın insanlar sokaklara taşınıyor.
Almanya’nın bir çok kentinde bu doldurulmuş gençler kendisinden olmayanlara saldiriyor. Türk medyasida “Türk gençleri ile Kürt gençleri çatişti“ biçiminde veriyor haberi.
Ondan sonrada Türk –Kürt  kardeştir denecek gibi oluyor.
Bunun örneklerini Türkiye`de en aci bicimde yaşadık. Rumlara, Ermenilere,Yahudilere,Gayri müslümlere, Alevilere ,Kürtlere bu güne kadar çektirilenlerin daha katmerlisini çektirme hesapları yapılıyor. Gelin hiç kimse bu oyuna gelmesin.
Gelin biraz empati yapalim. Kendimizi Türkiye’de yaşayan Kürt’ün yerine koyup düşünelim.
Belki o zaman biraz daha iyi anlaşılır durum.
Hrant Dink’i Kaybedişimizin üzerinden cok zaman geçmedi. O dönemde Hepimiz Hrantız Hepimiz Ermeniyiz diyerek insanlar sokağa çıktılar.
Bugün asıl türklerin hepimiz kürt’üz diye sokağa çikmasi gerekir.
Kürtlerin insani haklarının tanınması ,Türkiyenin Demokratikleşmesi gerekir. Bunu, ancak Türkiye toplumunun meseleye sahip çıkması ile yapabilir. Eğer bu yaratılan düşmanlıklarla birşey elde edile bilseydi şimdi coktan elde etmiş olunurdu.
Kürt sorununu PKK ile sınırlı ele almak doğru bir yaklaşım olmaz. Devlet" PKK yı bitirmek için savaşıyoruz" diyor. Peki, PKK bitirildiği zaman Kürt sorunu bitmişmi olacak. Öyle olsaydı. PKK ortaya çıkmadan önce böyle bir sorunun çözülmüş olması gerekiyordu. Demekki sorunlar bastırılarakarak hep erteleniyor.
Biraz kendimizi Dışlanmış horlanmiş yüz yıllardır dilini bile özgürce konuşması ve gelecek kuşaklara aktarılması önlenmiş, Asimile edilmeye çalışılmış bir halkın bireyi yerine koyun ve vicdanınızın sesini dinleyin.
İşte o zaman sağduyu  hakim olur.
Her Türklüğü ile gurur duyanın bunu yaparken başkasını aşağıladığını düşünmesini ve bilmesini istizoruz.
Gelin hiç kimse bu savaş çığırtkanlığı yapanların suç ortağı olmasın.
Bu dünya hepimize yeter ve herkesin de bu dünyada özgür yaşama hakkı var.!
 
Benim arkadaşım Kürt diyelim.