Haberler

Haydi Erkekler Savasa...

Ali Şahverdi

Haydi Erkekler Savaşa....

Yaşar Kurt, Haydi Erkekler Savaşa şarkısını bestelerken ne düşündü bilmiyorum. Ama belliki Yaşar Sanatçı kişiliği ile militarizme kafa tutuyor ve savaşın neleri tahrip edeceğinden bahsederken, Savaşın, Silahın, Bombaların yıkımdan başka birşey getirmiyeceğine vurgu zapızor. Sevgilisine yazdığı bir mektubu gönerecek Postahanenin bile yerinde olmadığını anlatiyor. Buna benzer daha bir çok şeye değiniyor.

Geçtiğimiz haftadan itibaren Bütün Türkiye`de ve Avrupa`da yaşayan halkimiz. Millet Olarak Savaşa hazir vaziyette bekliyor. Insanlar, içindeki kin ve nefretini, hıncını cıkarmak için saldıracak yer arıyor. Ve gelinen boyut korkunc, Türkiyenin Dört bir yanında birçok yürüyüş yapıldı ve sayısız yere ve kişilere saldırıldı. Neden? Kürt diye. Neden? Solcu diye Neden bizden değil diye.

Savaşlar güvenlik kuvvetlerin ve ordunun işi. Hatta çoğu zaman Ordular savaş yaparken o ülkenin Duyarlı halkı Savaşa karsı gösteriler yapar.Cocuklarımızın ölmesini istemiyoruz diye haykıran Annelerin ve Babaların örnekleri ile dolu insanlık tarihi.

Savaşı destekleyen halkın olduğu ülkeler genellikle Diktatörlüklerin yada Fasizmin yönetimde olduğu ülkelerde oluyordu bu güne kadar. Şimdi diyeceksinizki ne yani Türkiyede Diktatörlük yada Faşizim var demeyemi getiriyorsun.

Hayir amacım burada Siyasi bir tahlil yapmak değil, ben Dünya toplum tarihlerinden ve kendi tarihimizden ders çıkartalım diyorum.

Tarih, sorunları militarist kafayla zor kullanarak çözmeye çalışanların örnekleri ile doludur.Ve bunların hiç biriside sorunu çözmemiştir.Sorunlari Yakıp yıkarak,binlerce ve hatta milyonlarca insanın hayatina mal olsada hiç bir sorun militarist kafa ile çözülmemiştir. Sorun sadece bastirilmiş ve ertelenmiştir.

İnsanlık artık geldiğimiz çağda saldırgan değil daha barışçıl olmalıdır diyorum.

Geçtiğimiz hafta Irak sinirindaki saldırı cok sayıda insanın canına mal oldu bu cümleleri yazarken bile ölümlere nekadar alıştığımızı düşünüyorum.

Alıştırıldık toplum olarak. Peki o zaman neden, Ölümlere alışmak istemıyoruz demıyoruz. Neden Barış istiyoruz diye sokağa çıkmıyoruz. Neden daha çok ölümlerin olacağını bile bile Ordunun Kuzey Irak'a girmesini destekliyoruz?

Nedenmi? Alıştırdılar bizi ölümlere de ondan.

Asıl sorunlar gün yüzüne çıkmasın diye hep Düşman gösterildi birileri.Aynı Amerika modeli onlarrın yöneticileride halkını öyle uyutuyor çünkü.

Önce soğuk savaş zamanında Koministlerdi düşman. Yahu kimse dönüp demediki biz bu ülkenin gençlerini neden öldürüyoruz, zindanlara atıyoruz. Bunlar ne istiyor diye sorgulamadi. Her 10 yılda bir bu militarist kafa yapisi yonetime el koydu. Bu ülkenin en aydın insanlarını Zindanlara attı, İskencede öldürdü, sakat bıraktı, İdam etti. Sol dalgayi vurarak kırarak ezdiler. Sonra tarihimizde hep kafasını kaldırdığında kafası ezilen kürt sorunu bir daha kafasını kaldırdı. Düşmanı bulduk dediler şimdide Ülkenin bölünmesini istiyen Kürt hareketi düşman. 23 yıllık savaşta 40.000 e yakın İnsan hayatını kaybetti. Sonra cesaretlerini yeniden toplayan aydınlar cıktılar bariş istiyoruz diye bir bildiri kaleme aldılar. Bu bildiriye imza atan aydınların başına da gelmedik şey kalmadı.

Bu Militarist zihniyet bu güne kadar hayırlı hiç bir işe imza atmamıştır desek abarmis olmayız.

Siz hiç bu ülkeyi soyup soğana çeviren, Devlet kasalarını boşaltan, Ülkeyi Amerikanın istekleri dogrultusunda her dediğini yapan, IMF nin ve Dünya bankasınının denetimine bırakan. Bu ülkenin Demokratikleşmesini önleyen  kimsenin yargılandığını gördünüzmü?

Daha bundan iki ay öcesine kadar ülkeyi Layik anti Layik ( Sanki çok layikmişiz gibi) iki kampa bölenler ne oldu da kuzu sarması gibi sarmaş dolaş oluverdi.

Oyuna gelmiyelim bizim düşmandan çok dosta ihtiyacımız var. Savaşlar sadece düşmanlığı artırır.

Yarın cocuklarımızın hesap vermekte zorlanacakları olaylara meydan vermemek için Barışı ve Demokrasiyi savunmaktan başka yolumuz yok.

Olması gereken, gerçeklerimizle ve tarihimizle yüzleşmektir. Anadolu Kürt'ü ile Türk'ü ile Ermenisi , Lazı,Çerkezi Süryanisi,Arabı, Yahudisi ile Alevisi,Sunnisi,Hrıstiyanı,Ortadoksu ile ancak zengin bir Anadoludur. Anadoluyu Sadece Türkleştirdiğin ve sadece Sunni/Hanifileştirdiğin zaman Fakirleşir ve değerini kaybeder.

Biz Almanya'da yaşayan Türkiye kökenlilerin istemlerine bakalım ne isteniyor Ana dilde eğitim, Kubbeli Cami yaptırmak,Dini eğitim ve benzeri doğal istemler. Münich ve Kölnde yapılmak istenen camilere engel konuyor diye, yada Türkçe anadil eğitimi için nasil çabalar veriliyor haklar verilmeyince nasil kızıyor mücadeleye devam deniyor. Peki bunları isteyenler bu ülkeyi bölmekmi itiyorlar, ki biz bu ülkeye sonradan gelmişiz, daha geçmişimiz 40-45 yıl.

Peki Anadoluda yüz yıllardır yaşamını surdüren, yerleşik halkı olan Kürtler/Aleviler/Lazlar/Çerkezler/Ermeniler ve digerleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendi anadillarinde eğitim hakkı istediklerinde, yada Aleviler Cem evi resmi ibedet yeri olarak tanınsın dediğinde, Neden hemen Bölücü oluyorlar birilerinin örümcek kafalarında.

Eğer bu değerlerimize sahip çıkarsak bu halkın önüne herkesın katıldığı bir demokrasi Projesi konursa o zaman Korkularından arınmış bir Demokratik Türkiye hem dünyaya hemde bölgesinde örnek verilecek bir model olabilir.

Hiç dikkat çekmiyormu. Televizyon ekranına cıkan her yetkili, her aydın, Başbakanlar dahil herkes, Ülkemizde demokrasi yok diyor yada demokratikleşmemiz gerekir diyor.

Peki sorgulamamız gerekmezmi, tamda Cumhuriyetin ilan edildiği 29. Ekim 1923 den bu güne 84 yil geçmiş ve biz haala Demokratikleşmekten bahsediyoruz, bu ne biçim iştir diye.

Eskilere gitmek bir yana 84 yıllık Cumhuriyet tarimizle yüzleşmemizin zamanı gelmedimi.

Tarihi ile yüzleşmeyi beceremiyen topluluklar ilerleyemezler.

Ne zaman ilerleyeceğiz?

Geçmişi ile yüzleşme cesaretine sahip olan

Savaşsız, Barışçı,Demokratik bir Cumhur-iyet umudu ile.

29.10.2007 Nürnberg